30 Nisan 2009 Perşembe

Sevgili-m Günlük

Bu akşam çok efkarlıyım,
Kalbim neden kan ağlıyor...
Diyerekten damardan girecektim ama vazgeçtim. Yarın bahar bayramı ve ben şu anda bir canlının yaşamına son verdim. Bunun üzüntüsü içindeyim. Gönül rahatlığıyla bana katil diyebilirsiniz. Ben bir sivrisinek katiliyim...
Bununla nasıl yaşanır acaba...
Amaan bi deneriz bakalım, belki alışırım. İnsanoğlu nelere alışmıyor ki.
Evet bu sivrisineğin cesedini ortadan kaldırdıktan sonra efkar olayına devam edebiliriz...
Sabır lütfen ve biraz da saygı, gömüyorum geliyorum...

Ahh ah... Kafamı bir türlü toparlayıp yazamıyorum ki, neden derseniz bulunduğum ortamda gürültülü bir müzik çalıyor, msn'de bıcır bıcır sürekli konuşan bir güzel kız, diğer msn'de sürekli tıkı tıkı tıkı makineli tüfek gibi yazan başka bir güzellik...
Bu arada işi gücü olmayanlar da Nesimi'ye sormazlar mı"Yarin ile hoş musun" diye...
Cevabı Nesimi'ye bırakarak eve doğru yelken açıyorum...
Gidip yatayım yarın sabah bahar bayramı, erkenden kalkıp tüm baharları fotoğraflamam lazım...

Takdimimdir,
İşte Bahar...

29 Nisan 2009 Çarşamba

Anka'ya


Bugün 29 Nisan...
Bugün, Anka kardeşimizin dünyaya merhaba dediği gün...
İyi ki doğdun Anka, Mutlu yıllar sana...



Beyaz sensin, tüm renkleri içinde taşıyıp hiçbiri olmayan...



Umarım doğum günü hediyeni beğenirsin...

Çiçekler Konuşursa


Bu çiçek dili ilk defa 1600'lı yıllarda İstanbul'da oluşturulmaya başlanmış ve 1716 yılında kocası ile birlikte Türkiye'de bulunan Lady Mary Wortley Montagu tarafından İngiltere'ye getirilmiştir. Daha sonra bu merak tabii ki Fransa'ya sıçramış ve tam 800 çiçeğin ne anlama geldiklerini anlatan Le Langage des Fleurs adlı kitap yayımlanmıştır. Aşağıda bunlardan birkaç örnek bulunmaktadır.
Çiçekler birleştirilerek ve düzenlenerek duyguların en hoş bir ifadesi olabilirler. Eğer bir çiçek ters olarak verilirse buna bağlı olarak anlamı da tam tersi olur. Dikenleri ayıklanmış ama yaprakları üzerinde bırakılmış bir gül goncası "Artık korkmuyorum, umut ediyorum" anlamına gelir. Dikenleri ve yaprakları ayıklanmış bir gül goncası ise "Umut edecek veya korkacak bir şey yok" anlamma gelir. İki gonca üzerinde tam açılmış bir gül ise gizlilik. "Evet" verilen güle dudaklarla dokunmak. "Hayır" taç yaprakları kopartıp etrafa atmaktır...

TÜRK DİLİNDE ÇİÇEK

Beyaz Gül; Masumluk
Kırmızı Gül; Aşk
Pempe Gül Gönlüm Sende
Sarı Gül; Sıcak Sevgi
Beyaz Karanfil; Temizlik, Saflık
Kırmızı Karanfil; Sevgi
Sarı Karanfil; Hüzün
Pembe Karanfil; İçtenlik
Anemon; Gençlik
Beyaz Glayör; Dostluk
Kırmızı Glayör; İstek
Pembe Glayör; Zerafet
Sarı Glayör; Kıskançlık
Mor Glayör; İnanç
Sterliçya; Mağrur, Gururlu
Orkide; Sıcak Sevgi
Ağlayan Gelin; İsyan
Nilüfer; Gelecek Yenileme
Kırmızı Lale; Seni Seviyorum
Pembe Lale; Anlayış
Sarı Lale; Gerginlik
Margarit; Bolluk, Sıhhat
İris; Hatıra, Zerafet
Lilyum; Güven
Gerbera; İyimser
Beyaz Krizantem; Sadakat
Sarı Krizantem; Karşılıksız Sevgi
Mersedes Gül; Melankoli
Altın Kadeh; Umut
Fulya; Unutma

AŞK DİLİNDE ÇİÇEK

Menekşe; Ketum Aşk
Kamelya; Mağrur Aşk
Lale; Asil Aşk
Anemon; Aşkta Saadet
Gelincik; Mazlum Aşk
Papatya; Uysal Aşk
Hercai; Şevkatli Aşk
Kırmızı Gül; Ateşli Aşk
Salkım; Geçici Aşk
İris; Aşk Hatırası
Sıklamen; Aşk Haberi
Krizantem; Melankoli
Kış Gülü; Temizlenmiş Aşk
Küpe; Aşkta Hafiflik, Hoppa Aşk

Son Çıkan Kitaplar


Evet, bugün size son çıkan faydalı kitapların minik birer tanıtımını yapacam...
Tanıtacağım ilk kitap, üçhilal kitabevinin 17.baskısını yapan delikanlının el kitabı serisinin devamı niteliğinde. Kitabın adı "Racon Kesme Sanatı" yazarı Polat Alemdar... faideli bir kitap, gençlerimize şiddetle tavsiye edilir...

Yine aynı seriden bir devam kitabı,"Mafyada yükselmenin püf noktaları" adını taşıyor.
Sokak serseriliğinden mafya patronluğuna uzanan bu yolculuğun yazarı ise Memati Baş...

Evet sırada gençlerin konuşmalarından bir şey anlamayan bizim jenerasyon için çok faydalı bir başucu eseri...
Yazarı Kuşum Aydın. Kitabın adı "Modern Türkçe Konuşma Kılavuzu" üstelik yeni türkçe sözlük ilaveli, şöyle bir baktım da oo harika, ceksin, caksın ve daha neler neler...

Gençler, sizleri de unutmadım, sizler için tanıtacağım kitap "Gençler İçin Konuşma Örnekleri" Üstelik yeni türkçe ve bu kitapla o ha olmak çok kolay...
Yazarı, Ayshe Wurmaz. Kitaptan bir alıntı yaparsak, Akalım bu gecce, wishnem benim gibi örnekleri görebiliyoruz...

İşte klasiklerden bir eser, yazarı Nuri Alço. Kitabın adı "İlaçlı Gazoz ile Tecavüz Yöntemleri" Tam 40. baskısını yapmış değerli bir başucu kitabı...

Sırada Öğrenciler için çok faydalı bir eser var. Şukufe Şakayık yazıyor, yeni sınav sistemine uygun yazıldığı iddia ediliyor, kitabın adı "Kopya Çekmenin 1001 Yolu"
Hadi kolay gelsin öğrenciler, bu kitabı okuyan hayatta hocalara yakalanmaz...

Sıra geldi son kitabımıza, "Kafayla Bardak Kırmanın Sırları" bu kitabın yazarı ise milli damadımız Caner...

Haftaya yeni kitaplarla buluşmak üzere hoşçakalın kitapla kalın...

Dans Dans Dans


29 Nisan...
Bugün dünya dans günü.
Tüm dans sevenlere kutlu olsun...

28 Nisan 2009 Salı

MAVİLİGÜNLER


Dostlar,
Gökyüzünün rengi ne olursa olsun,
BBO Adasında, BBO FM 95.5 te
Gökyüzü hep m a v i olsun...

mavi sevgi
mavi huzur
mavi mutluluktur...
mavi düşler yeşertir umutları
mavi derinlikler yüceltir insanı
mavi gökyüzü kanatlandırır insanı
mavi hayattır ve hayat masmavidir...

Ben Ölürsem Akşam Üstü Ölürüm


Ben ölürsem akşamüstü olurum
Şehre simsiyah bir kar yağar
Yollar kalbimle örtülür
Parmaklarımın arasından
Gecenin geldiğini görürüm
Ben ölürsem akşamüstü olurum

Çocuklar sinemaya gider
Yüzümü bir çiçeğe gömüp
Ağlamak gibi isterim
Derinden bir tren geçer
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm

Alıp başımı gitmek isterim
Bir akşam bir kente girerim
Kayısı ağaçları arasından
Gidip denize bakarım
Bir tiyatro seyrederim
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm

Uzaktan bir bulut geçer
Karanlık bir çocukluk bulutu
Gerçeküstücü bir ressam
Dünyayı değiştirmeye başlar
Kuş sesleri, haykırışlar
Denizin ve kırların
Rengi birbirine karışır
Sana bir şiir getiririm
Sözler rüyamdan fışkırır
Dünya bölümlere ayrılır
Birinde bir pazar sabahı
Birinde bir gökyüzü
Birinde sararmış yapraklar
Birinde bir adam
Her şeye yeniden başlar.

ATAOL BEHRAMOĞLU

Yitik Öyküdür


Tarihten iki ayrı coğrafyaya damlayan
İki ayrı yürekte durmadan kanayan
Seyduna’yla Şahrud
Yüreklerin akarken bıraktığı izi
Birbirlerinin gözlerinde aradılar.
Yoktu.
İki iklim farkıydılar
Ne zaman göz göze değseler
Yangın çıkmayacak denli uzaktılar.
Yalnızca aynaların dökülen sırrına yansırdı
Üçüncü bir kente düşmüş suretleri

Şahrud gökyüzü geliniydi.
Yüzüne bulut inse dolardı masal gözleri.
Bir solukluk rüzgarda bile
Usul usul kanardı gelincik bedeni.

Seyduna yeryüzü cehennemi.
Ölüm, çağrılı uçurumlarda sınardı sevdasını
Yalnız ufuk çizgisinde buluşurlardı,
Onu da güneş günde iki kez ateşe verirdi.

İki iklim ayrıldılar.
"Ya Şahrud!" dedi Seyduna
"Gözlerime mermi diye sevdanı sürdüm.
Ardına bakma, gözyaşımla vurulursun.
Su gibi git."

Şahrud’un yüzüne keder mayın gibi durdu.
Ve zaman gözlerinin su yeşilinde kuruldu.
Hüzün bir Buda heykeli gibi çırılçıplak,
Yüzlerine oturdu.

Rivayet odur ki,
Şahrud vardığı denizlerde hala
Seyduna türküleriyle uyanmakta,
Seyduna, Şahrud’un gözlerinden kalan
Masalla yaşlanmakta.


Tunay Bozyiğit

26 Nisan 2009 Pazar

Sevgili-m Günlük

Merhaba,
sıkıntılı, uzun, sessiz bir Pazar gününün son demleri.
Oldum olası pazar günlerini sevmiyorum, nedendir bilmem.
Esneye esneye bir hal olmuşken, nedenleri üzerinde düşünmek zor geliyor.
Sebebi ne olursa olsun, sevmiyorum işte...
İbret-i âlem için sallandıracaksın Taksim meydanında tatil günlerini, o zaman şahane olacak.
Bence...
Kızmaca yok benim fikrim bu. Fikrimi beğenmeyen, asmasın tatil günlerini, beslesin...
Neyse...
Bir zamandır yeni nesil gençlere bakıyorum da hepsi tornadan çıkmış gibi, tektip...
Büyük çoğunluğu ince ve uzun, jöleyle acaipli şekiller verilmiş uzun saçlar, benzer kıyafetler...
Bana ne yaa, ne halleri varsa görsünler.
Dur bakalım başka bi konu bulabilecek miyim. Gelmiyor ki aklıma birşey.
Eee normaldir, bugün pazar.
Neyse, otur otur şiştim, gidip bi tur atıp geleyim, bakalım esnaf ne yapıyor...
Gelince keyfim yerinde olursa devam ederim, değilse küser giderim...

25 Nisan 2009 Cumartesi

BEYAZ ADAM


Beyaz adam,
küçücüktü ilk geldiğinde
ve oturmaktan
bütün kemikleri sızlıyordu
büyük teknesinde...

Beyaz adam
kızılderililerin sunduğu yiyeceklerle beslenip,
topraklarına uzandığında büyüdü
bulutlar arasında
barış içinde yaşayan
manitu yerine
tapmamızı istediği de,
işkence görüp
çarmıha gerilen
bir ölüydü...

Beyaz adam
özgürlük adına
dev bir kadın heykeli dikti
doğu denizinin kıyısına
ve her gece
altında dans ettiğimiz yıldızları
bayrak diye tutsak etti
bir bez parçasına...

Beyaz adam
özgürlük gibi adaleti de
bir kadın heykeliyle simgeledi
ama elinde terazi tutan
zavallı kadın
gözleri bağlı olduğu için
kendisine tecavüz edenin
kim olduğunu göremedi...

Sunay Akın

Şükür


"Toprak Ana, Dört Yönün Güçleri, atalarım ve bütün sevenlerim beni duysun!..

Yüce Ruh, sabah uyandığımda ve sabahın havasını soluduğumda, gökyüzüne bakıp sabah ışığında senin yüzünü arıyorum. Ve seni gördüğümde, bana gelen aydınlığının güzelliğini, kalbimin derinliklerinde hissettiğim minnettarlığı sözlere sığdıramıyorum.

Bu dünyanın acısı ve karışıklığı içinde bazen yönümü şaşırıp ne yapacağımı bilemiyorum.
O zaman sessizlik içinde oturup, kuzey rüzgarları çam ağaçlarının arasında eserken, bana söylediğin şarkıyı dinliyorum.
Ve kendi cehaletime şaşırıyorum.
Böylece günler geçiyor.
Kalbimin gösterdiği yolu izliyorum.
Ve sana dua ediyorum, Yüce Ruh.
Senden aldığım güce şükrediyorum.
Dört ayaklıların ve kanatlıların yaşamıma getirdiği sevince ve çevremdeki tüm varlıklara şükrediyorum. Onlardaki saflık bana seni hatırlatıyor...
Biliyorum ki, onlar pırıl pırıl bir ayna gibi seni yansıtıyor.
Biliyorum ki, benim yaşayabilmem için pek çok varlık beni destekliyor.
Devamlı verdiğim ve aldığım bir akışın içindeyim...

Varlığımda sürekli yeşeren gücüne şükrediyorum.
Sensiz bize verdiğin güzellikleri göremezdim. Güneşi yüzümde hissedince senin sevginin sıcaklığını hissediyorum. Ve her şeyin mükemmelliğini anlıyorum. Güzelliklerle dolu yaşam yolumda, sana şükrediyorum...

Ve her günümü seninle, senin için yaşıyorum..."

Kızılderili sözü

Son


Her şey kutsaldır; her şey büyük
tanrısal tapınağın bir parçasıdır.
Eğer yüreğinden bakarsan, her
yerde güzellik görürsün.
Yalnızca son ağaç kesildikten,
son ırmak zehirlendikten,
son balık yakalandıktan sonra ...
ancak ondan sonra paranın yenemeyeceğini
anlayacaksın...
Cree Kızılderilisi
Şef Joseph

Suu...


Beyaz adam gördüklerini anlatmak üzere çok kelimeye sahiptir, beyaz adam çok konuşur; Fakat gerçeği söylemek için çok kelime gerekmez...

Kızılderili sözü

Doğanın sesi


Beyaz adamın kurduğu şehirler de huzur ve barış yoktur. Beyaz adamın kurduğu şehirlerde, bir çiçeğin taç yapraklarının açarken çıkardığı tatlı sesler, bir kelebeğin kanat çırpışları duyulmaz.

Kızılderili sözü...

Mavigün'e


Düğün

Bi düğün, bi tören
Yine başladı aynı şölen
Kınalar yakılır
Boyanır gözü yaşlı gelin
Bitince bu mutlu düğün
Gelin ile damat kalır bi köşede
Olur yine başka bi gün
Geliriz oynarız hep birlikte

Analar, babalar
Otururlar bir masaya
Yenilir, içilir
Takılır paralar yakaya
Bitince bu mutlu düğün
Gelin ile damat kalır bi köşede
Olur yine başka bi gün
Geliriz oynarız hep birlikte

Geçecek bir ömür
Seçecek herkes eşini
Bi yüzük takarak
Tutacak eşler sözünü
Bitince bu mutlu düğün
Gelin ile damat kalır bi köşede
Olur yine başka bi gün
Geliriz oynarız hep birlikte

Pinhani

23 Nisan 2009 Perşembe

Emir


Dur!
Dedi,
Durdum.
Son oldum...

Aşk Tek Kişiliktir


Tek kişilik kalabalıktır aşk.
Aşk tek kişiliktir; İkinci bir kişiye bilet yoktur.
Kendinin yayasıdır aşkta ikinci kişi,
Kendinin mayası; Herkes sevgisini sever...

Aşk nedir İncil'e göre? Nedir Tevrat'a, Zebur'a, Kurân'a göre?
Bu kitaplardaki aşklar küfürler neyin rengine göre?

İnsandır, insan aslolan, insana göre
Bir bedeni o kıyısızlığa bırakma saati geldiğinde gitmek bir yalnızlıktır.
Bütün gitmeler bir yalnızlıktır kalmaya göre...

Sevginin ve cesaretin cesetleriyle günler ağır ve kirli tortusunu bırakırken ömrümüze; Günler, düşlerimize, özlemlerimize... Uzaklığın şakağında kaç namlu kimbilir yakın olmasın diye?
Sonra biz buradan uçurumlara teslim olan gençliğimizle!

En rezili belki parayla insan arasındaki yalnızlıktır; Hiçbir inanç, hiçbir ideoloji, hiçbir aşk, hiçbir kitap bu yalnızlığın kurallarını bozamıyor
Bu da bir yalnızlıktır...

"Yalnızlık bir yağmura benzer"
Yağmurdan önce biz, bütün çılgınlıkları bir bir bölüştük, bir bir türküleri, telaşlı koşuşları, bir bir silahları, tabuları, ayrılıkları; Çoğaltıp yalnızlığımızı feodal tekkelerde ellerimizin üstünde bir el bile yokken bölüştük vuruşları.

Sonra bir geceydi ve yalnızdık; Çoğalttık susuşları...
Yağmura yakalandığımız geceye çarptık; Geceye olmadı.
Ama biz paramparçaydık!

Ve hayat gasp etti o mağrur duruşları...

Hâlâ dağların üstünde, zambakların içinde işte şu hayat; Destan ve yalnız hayat!
Yalnızlığa halay halay ellerim;
Kırılası kırılası ellerim!
Benim ellerim, yuh ellerim, şair ellerim...
Kalemimi silahıyla koruyan, kalemi de silahı da yalnız ellerim;
"Yalnızlık bir yağmura benzer"
Yağmurda sırılsıklam ellerim...

Daha birileri biryerlerde yaralardan söz ediyor; Sonra binlerce ses o bir sesin üstüne, belki de yüzbinlerce...
Ama kime anlatılır ki yara, orada yara olarak yalnız.
Yarayı anlatan, anlatırken; Yara ise orada yara olarak yalnız!
Destan ve yalnızdır hayat kırılası ellerim!

Herkes kendine göre bir yalnızlıktır!

İyi ki doğmadınız hiç doğmayanlar ya da doğması olasılık kalanlar, doğarken biz de spermdeki olasılık kadardık; O olasılıkla doğmak veya doğmamak üzere yalnızdık.
Şimdi de yaşamak ve ölmek hâlâ bir olasılıktır.
Hep mengenede, kaderde en çok da yaşamak bir olasılıktır.

Sevişmek ey, yaşamak bir olasılıktır!
Yalnızlığı sevişirken eksiltiyor, eskitiyor ve eskiyoruz...
Seviştiğim gece emzirdiğim gecedir,
Özümü katarım ona;
Geceyi kanatırım gece beni kanatır.
Gece insanlığımız
İnsanlığımız ise yalnızlıktır...

Giderek insanlaşıyor, uygarlaşıyor ve insansızlaşıyoruz...
"Görgü tanıklarının ifadelerine göre"
Günlerin dağınık yüzü ter ve keder içinde;
Zanlıları her sabah o resmi geçitlerde...
İşte hayatlarımız intiharların ve cesaretlerin sustuğu yerde;
Hayatlarımız diğer hayatların da cesetleriyle...
Hayatlarımızda kimselerin bilmediği yalnızlıklar;
Ama kimseler bilse de bilmese de yalnızlık var ey bütün yalnızlıklar!

Yılmaz Odabaşı

Aşk Tek Kişiliktir


Sanmayın Ferhat’la Şirin
Çok sevdi birbirlerini
Delicesine seven Ferhat’tı
Uğruna Demir Dağını deldi
Şirin’in ki sevgiden ibaretti
Sevdiği Ferhat’ın sevgisiydi
İşte aşk tek kişiliktir
Tarih bize böyle öğretti.
Arılar çiçeğe âşık
Çiçekler baharda açar
Bahar güneşi bekler
Güneş kimi sever, meçhul
Aşk tek kişiliktir
Böyle öğretti iklim bize.
Geyikler dağa sevdalı
Dağ ırmağa âşık
Irmak hep denize dökülür
Deniz kimi sever bilinmez
Aşk tek kişiliktir
Böyle öğretti doğa bize.
Ben sana vurgun
Sense bir başkasına
Senin sevdiğin şahıs
Kimi sever belli değil
Zaten umurumda da değil
Aşk tek kişiliktir
Böyle öğretti hayat bize...

Vedat Akdeniz

Dağ Rüzgarı


Kaderde senden ayrı düşmek de varmış
Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim...
Seni tanımadan
Hele seni böyle deli divane sevmeden
Yalnızlık güzeldir diyordum
Al başını, kaç bu şehirden
Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara
Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git
Git gidebildiğin yere git diyordum
Oysa ki, senden kaçılmazmış
Yokluğuna birgün bile dayanılmazmış.
Bilmiyordum...

Yine de dayanmaya çalışıyorum işte
Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen
Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye
Rüzgar güzel bir koku getirmişse
Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum
Yaşamak seninle bir başka zamanı
Bir başka zamanda seni yaşamak
Herşeyden önce sen
Elbette sen
Mutlaka sen
İster uzaklarda ol
İster yanıbaşımda dur
Sen ol yeter ki bu zaman içinde
Ben olmasam da olur
Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır
Bitmiyorsun
Çaresizliğim gün gibi aşikar
Su olup çeşmelerden akan güzelliğin
İnceliğin ışık ışık yüzüme vuran
Sen güneş kadar sıcak
Tabiat kadar gerçek
Sen bahçelerde çiçekler açtıran
Sudan, havadan, güneşten yüce varlık
Sen, o tek sevgi içimde
Sen görebildiğim tek aydınlık

Bir nefes de benim için al
Havasızlıktan öldürme beni
Bulutlara, yıldızlara benim için de bak
Susadım diyorsam
Bir yudum su içmelisin
Ben yorulduysam sen uyumalısın
Ellerim sevilmek istiyor
Saçlarım okşanmak istiyor
Dudaklarım öpülmek istiyor
Anlamalısın.

Ağaçların yeşili kalmadı
Gökyüzünün mavisi yok
Bu dağlar o dağlar değil
Rüzgarında kekik kokusu yok
Kim bu çaresiz adam
Bu kan çanağı gözler kimin
Kaç gecedir uykusu yok
Gündüzü yok
Gecesi yok
Yok
Yok
Anladım
Sensiz yaşanmaz bu dünyada
İmkanı yok...

Ümit Yaşar Oğuzcan

Duydum ki...


Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.
Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı,
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun? etme.
Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru,
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.
Ey ay felek harab olmuş, alt üst olmuş senin için,
Bizi öyle harab, öyle alt üst ediyorsun, etme.
Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi,
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.
Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan,
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.
Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan,
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.
Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer,
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.
Ey cennetin, cehennemin elinde olduğu kişi,
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.
Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize,
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.
Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle,
Huzurumu bozuyorsun sen, mahvediyorsun, etme.
Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı,
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.
İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil,
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.

Mevlana Celaleddin Rumi

Irmak


Kusuruma bakmayın benim a dostlar, bağışlayın beni.
Ben, davullara bayraklara aldırmayan
bir padişahın yoluna düşmüşüm,
deli divane olmuşum...
Çok uzaklarda yürüyen bir adam gibiyim ben,
çok uzaklardan geçen bir hayal gibi.
Ama yok da sayılmam hani,
var olan bir şeyim ben...

Hadi ben bensiz geleyim,
sen sensiz gel.
Ne varsa şu ırmağın içinde var,
soyunalım iki can,
dalalım şu ırmağa hadi.
Bu kupkuru yerde yıkanmadan gayri ne gördük,
bu kupkuru yerde ne gördük zulümden gayri...

Bu ırmakta ne ölmek var bize,
bu ırmakta ne gam var, ne keder, ne dert.
Bu ırmak alabildiğine yaşamaktan,
bu ırmak iyilikten cömertlikten ibaret...

Durma, çabuk gel, gelmem deme.
Ne evet demek yaraşır sana, ne hayır.
Senin şânına sadece gelmek yaraşır dostum,
senin şânına sadece gelmek yaraşır...

Mevlana

KUTLU OLSUN


Dil, din , ırk ayrımı yapmadan bu günü çocuklarımıza armağan eden büyük önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK' ü saygıyla anıyoruz...

Hepimizin Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun...

Vatan ANA´dır, ANA VATAN...


Bu VATAN ANAYA BENZER

Vatan senin adın güzel.
Duruşun suna'ya benzer.
Sehitler bağrında yatar
Şefkatin, Ana'ya benzer...
****
"Gurbetçi tüm vatandaşlarımıza..."

Mine Tugay



"Giderek bu ülkenin en ağırlıklı sanat ödülleri gecesine dönüşüyor Afife... 13. yılını pazartesi gecesi bir bayram havasında kutladık... Nerden nereye geldiğimizi bu 13 yılın hepsinde bulunarak biliyorum... Bu yüzden de kutluyorum...
Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusunda yarışma kıran kıranaydı bence de... Ayça Bingöl (Geçen yılın galibi) ve Dolunay Soysert de (2005 galibi) çok çok iyiydiler ama, ödülün Karatavuk'taki genç Mine Tugay'a gitmesine sevindim. Mine müthiş bir genç oyuncu ve onun daha evvel alınmış ödülü yok..."
Hıncal Uluç

"Tebrikler Mine Tugay..."

22 Nisan 2009 Çarşamba

Mutlu Aşk Yoktur


...........
............
Bir tek aşk yoktur acıya garketmesin.
Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara.
Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda.
Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da.
Bir tek aşk yok yaşayan, gözyaşı dökmeksizin...
Mutlu aşk yoktur ama,
Böyledir ikimizin aşkı da...

ARAGON

Mutlu Aşk Yoktur


...........
...............
Güzel aşkım, tatlı aşkım, kanayan yaram benim.
İçimde taşırım seni, yaralı bir kuş gibi.
Ve onlar bilmeden, izler geçiyorken bizleri
Ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri.
Ve hemen can verdiler iri gözlerin için...
Mutlu aşk yoktur...
...........
............
Aragon

Mutlu Aşk Yoktur


.............
................
Vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye,
Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek.
En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek,
Bir ürperişi, nice pişmanlıkla ödemek.
Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine...
Mutlu aşk yoktur...
................
.................
.............
ARAGON

GİTME


Işığın sustuğu yerde gülüşlerin aydınlatır
Payımıza düşen keder sevinçlerimizden kalır
Bir daracık yerde kaldık sensiz dağlarım devrilir
Uçarken yollarda ölen kuşların çığlığı kalır.

Gitme dağlar öksüz kalır...Gitme yıldızlar azalır
Gitme bu şarkı yarım kalır... Gitme
Gitme yüzün bende kalır...Gitme çiçek susuz kalır
Gitme bu şarkı yarım kalır...Gitme

Hazan şimdi genç ömrümüz bir temmuzun ortasında
Geçeriz bu kıyametten gönlümüzde sızı kalır
Bu şehri seninle sevdim, sevgim ateş ortasında
Beni sensiz bir başıma koyup gitme yazık olur...

Gitme dağlar öksüz kalır...Gitme yıldızlar azalır
Gitme bu şarkı yarım kalır...Gitme
Gitme yüzün bende kalır...Gitme çiçek susuz kalır
Gitme bu şarkı yarım kalır...Gitme gitme gitme...

İlkay Akkaya

21 Nisan 2009 Salı

Mavigün'e



Sevgili Mavigün'ümüz bizler için bu güzellikleri yapacak ve ben duracam.
Durmam...
Kaptım makinemi dooğru bahçeye, buldum güzel bir gül, yıkadım pakladım fotoğrafladım ve kabul etmesi dileğiyle canım ablama sunuyorum...
Yüreğine sağlık ablacığım, iyi ki varsın...

MAVİLİGÜNLER


Dostlar,
Gökyüzünün rengi ne olursa olsun,
BBO Adasında, BBO FM 95.5 te
Gökyüzü hep m a v i olsun...

mavi sevgi
mavi huzur
mavi mutluluktur...
mavi düşler yeşertir umutları
mavi derinlikler yüceltir insanı
mavi gökyüzü kanatlandırır insanı
mavi hayattır ve hayat masmavidir...

Son Aşkım


Sensiz yalnızlığımı, anlamsızlığımı
Tadı olmadan ömrümün umutsuzluğunu gördüm.
Dokunduğum hiçbir tende kokun yok,
Aradığım mutluluğu gözlerinde buldum.
Yaralarım artık uzakta bir yerde
Sessizce küllenip savruluyor.

Sen son aşkım, son ümidim olacaksın.
Kalbimde her zaman tek kalacaksın.
Ruhum dudaklarında hayat buluyor.
Yaşadığım en büyük aşk sen olacaksın...

Ferhat Göçer

KAÇ , GİZLEN , SUS


Ben ölmek için doğmadım..
Her gece yürüyüşlerimde
Bir yıldız kayar gökten
Ama hiç dilek tutmadım,
Kehribar tesbih misal
Hep yıldızlar saydım,
Yalnızlıktan kaçıp, ayın mehtabında dolaştım,
Kendimi gizledim vefasız aynalarda,
Kamufle olup sessizliğe sustum,
Ben kaçtım, ben gizlendim, ben sustum..

Ben ayrı dünya çocuğu..
Her gece ayın doğuşunda
Sancısını çekerim yalnızlığın,
Sonra firari fikirle yıldızlar sayarım,
Kaçarım esaretine düşmekten yalnızlığın,
Gök kubbesi altında gizlenirim karanlığın,
Yürürüm gecenin kucağına susarım,
Benim adıma doğan
Her Gündüz için, her güneş için
“To be or not be” önemli değil,
Her ne kadar asil bir eylem olmasa da
Ben kaçarım, ben gizlenirim, ben susarım..

Ben ölmek için doğmadım..
Her gece yürüyüşlerimde
Bir yıldız kayar gökten
Ama hiç dilek tutmadım,
Kehribar tespih misal
Hep yıldızlar saydım,
Ben kaçtım, ben gizlendim, ben sustum..

Ben ölmek için doğmadım
Ben ebedi yaşamak için öleceğim…

İBRAHİM SADRİ

20 Nisan 2009 Pazartesi

Fırtına


Bak işte yaklaşıyor fırtına
Bak yine yükseliyor dalgalar
Yollardan sonra
Yıllardan sonra
Şarkılar söylüyor çocuklar
Yollardan sonra
Yıllardan sonra
Yeniden yanyana onlar

Ne geçmiş tükendi
Ne yarınlar
Hayat yeniler bizleri
Geçse de yolumuz bozkırlardan
Denizlere çıkar sokaklar

MURATHAN MUNGAN

Yağmurun Elleri


Küçücük bir bakışın çözer beni kolayca
Kenetlenmiş parmaklar gibi
Sımsıkı kapanmış olsam

Yaprak yaprak açtırırsın
İlk yaz nasıl açtırırsa
İlk gülünü gizem dolu hünerli bir dokunuşla

Hiç kimsenin yağmurun bile
Böyle küçük elleri yoktur

Bütün güllerden derin bir sesi var gözlerinin
Başedilmez o gergin kırılganlığınla senin
Her solukta sonsuzluk ve ölüm

Söz: E. E Cummings & Barış Pirhasan
Müzik: Derya Köroğlu
Albüm: Yeşilmişik

18 Nisan 2009 Cumartesi

izlence


İki bilet istemiştim ortalardan
Sen almışsın uçurumun kenarından.
Ücretsiz izinlerdeyim ta başından...

Bir kere sevmek çok değil, can tenden geçmeden,
Söyleş bakalım, üç günlük ömrünle,
Herkes memnun kendinden, öyle ya da böyle.
Ne testler çözdük biz, ne yanlışlar bulduk.
Ne özetler okuduk, ne çoktan seçildik.

Bu yalnızlar liginde, her sene üst üste
Şampiyon olmuşuz da, kupalara doymuşuz da,
Üstelik, tanışmışız da bir Kadıköy akşamında,
Gidebilir miyiz dersin buradan uzaklara ?
Buradan uzaklara... Buradan uzaklara...

Cenk Taner

Başkan'ca


Bir şiir yazdım
Ben ki şiir nasıl yazılır bilmeyen,
Döktüm sadece düşüncelerimi
Karmaşık cümlelere...

Bir hikaye yazdım
Annemin bana uyuturken anlattıklarından
Tüm masal kahramanları
Aynı hikayede toplanmıştı sanki...

Masal anlatıyordum oğluma
Uyututurken başucunda
Annem geldi aklıma
Onun bana Anlattıkları geldi...

Bir DESTAN yazdım
Kahramanı meçhul
Zamanı meçhul
Hayali meçhul
Mekanı meçhul.

Bir DOSTLUK yazdım
Adı belli
Yeri belli
Zamanı belli.

Ben deliyim dedim açıkça
İlk defa utanmadım
Haykırdım herkese düşüncemi...
Meğer Yalnız değilmişim !!!

31 Mayıs 2008 Cumartesi 21:43
Başkan

Beş Çayı


Tuhaf, çok tuhaf
En yakınken en uzak,
Senin bir sevgilin var,
Muhtemel benim de olacak...

Gizli bölmelere
Saklamış gibiyiz,
Bütün yaşananlar,
Biter mi, bitince aşk ?..

Olur da yolun düşerse
Bir kahveye uğra derim,
Ya da beş çayına.
Bir yudum sohbete beklerim...
Çok ayıp mı olur ?
Yakışık almaz mı davetim ?
Bu kadar zor mu her şey ?
Canımın içi seni çok özledim...

Ben de uzun bir yola gittin farzederim
Kandırırım kendimi ne yapayım...
Bütün hatıralarıma da saygılar arzederim
Ama unutur muyum? Asla, niye unutayım...

Söz,müzik; Sezen Aksu
Solist; Ziynet Sali

http://www.youtube.com/watch?v=FTZzLQ4qGFg

16 Nisan 2009 Perşembe

Yağmur'ca...


Gece, yağmurlu ve serin...
Yan yana oturmuş hiç konuşmadan sadece yağmurun sesini dinliyoruz.
Bir ara kafanı bana çeviriyorsun ve anlatacak o kadar çok şey birikti ve o kadar çok kendi kendime yorumlar yaptım ki artık ne söyleyebilirim der gibi bakıyorsun gözlerime... Anlıyorum… Benim ise teselli edecek tüm cümlelerim bir anda yok olmuş gibi sanki. Ne diyeceğimi bir türlü bilemiyorum. Anlıyorsun...
Tüm gün ağlamaktan kızarmış olan gözlerin daha fazla dayanamıyor ve bir bir akıtmaya başlıyor yaşlarını. İçimin acıdığını hissediyorum. Seni ağlarken görmek ve bir şey yapamamak içimi acıtıyor.
Yağmurun sesi, karanlık serin oda ve hiçbir şey konuşmadan yan yana oturan iki dost...
Sessizliği bozmak istercesine, “başımı göğsüne yaslayabilir miyim sanırım şu anda buna ihtiyacım var” diyorsun. Hiç cevap vermeden kolumu açıyorum kedi gibi usulca yanaşıp sokuluyorsun bana. Gözyaşların hızlanıyor birden. Göğsümün ıslandığını hissediyorum.
Çok düşünüyorum, ne demeliyim, ne desem de biraz olsun acını hafifletebilsem. Ama telafisi yok hiçbir sözün biliyorum. Sadece sarılıyorum ve her gözyaşında daha bir sıkı sarılıyorum sana. Ben sarıldıkça sen daha çok ağlıyorsun.
İçimden yüreğine dokunmak geçiyor. Bir mucize olsa, ve ben usta bir cerrah edasıyla acıyan yerini kesip atabilsem. Ama mucizeler sadece masallarda yaşanıyor. Ve masallardaki gibi mutlu sonlanmıyor tüm aşklar...
Ne yazık ki günümüzde bir dostun göğsünde ve birkaç damla gözyaşı ile yaşanıyor aşkın son demleri...

By: Yağmur

15 Nisan 2009 Çarşamba

Ağla Kalbim


kalbim söyle ne oldu bize
nasıl ihanet etti sözümüze
ah kalbim sevme iyi gelmez bize
biraz çeksek bile çıkarız biz düze

onu bir daha görmeyi inan istemezsin
sana da acı verir bu son halleri
bilirim sen de benim kadar kolay silemezsin
ama şimdi başka renkte bakıyor gözleri

ağla kalbim ağla sen ağla kalbim ağla
sus sesin duyulmasın içinden ağla
ağla kalbim ağla sen ağla kalbim ağla
sus sesin duyulmasın içinden ağla
içinden ağla

kalbim söyle ne oldu bize
nasıl ihanet etti sözümüze
ah kalbim sevmek iyi gelmez bize
biraz çeksek bile çıkarız biz düze

onu bir daha görmeyi inan istemezsin
sana da acı verir bu son halleri
bilirim sen de benim kadar kolay silemezsin
ama şimdi başka renkte bakıyor gözleri

ağla kalbim ağla sen ağla kalbim ağla
sus sesin duyulmasın içinden ağla
ağla kalbim ağla sen ağla kalbim ağla
sus sesin duyulmasın içinden ağla
içinden ağla

Bengü

http://www.youtube.com/watch?v=CkTAlSF96SI

Gözlerimi Kapatsam


Aşk bir hastalıkmış sanki,
Seni bende hapsetti; yüreğim kilitli.
Ben odamda kokunla şimdi,
Konuştuğum duvar sessizdi.
Adın nefesimdi.

Buralar şimdi yangın yeri
Yokluğun yangının alevi
Söyle gitmenin sebebi neydi?

Gözlerimi kapatsam yüzünü görür müyüm?
Gündüzleri uzatsam geceler bir kördüğüm
Kapıları kapatsam yalnız üşür müyüm?
Bir kuş olup da uçsam üzerine süzülür müyüm?

Özgür Kurum

http://www.youtube.com/watch?v=uDXuXiXVTLI

Sevenler Ağlarmış...



Bir yarim olsun isterdim, gözleri yeşil
Bir yarim olsun isterdim, gül yüzü gülen
Onu çok sevmek isterdim, delice sevmek
Peşinden koşup koşup, sonunda almak

Ben sevmek, sevmek isterdim
Nerden bilirdim, sevenler ağlarmış

Bir yarim oldu sonunda, gözleri yeşil
Bir yarim oldu sonunda, gül yüzü gülen
Onu çok sevdim sonunda, delice sevdim
Fakat bu aşkın sonunu, ben hiç bilmezdim

Ben sevmek, sevmek isterdim
Nerden bilirdim, sevenler ağlarmış

Feridun Hürel

14 Nisan 2009 Salı

Merhaba Anka...


Sevgili-m Günlük
Merhaba,
Gene ben...
Benim günlüğüme başkası yazacak değil ya...
Saçma oldu biraz, neyse olsun varsın...
Sevgili günlük, bugün adamızı ve sitemizi bir süredir izleyen ve izledikçe bizleri seven bir arkadaşımızla tanıştım ve sizlerle paylaşmak istedim...
Adı... Ben biliyorum ama kendisi "Anka" olarak tanınmak istedi, bende saygı duyarak kendisine Anka diyeceğim...
(Bu arada ismi çok güzel)
Anka kardeşimiz Manisa'da yaşıyor, Manisa'da kendisine ait bir kuaför salonu işletiyor...
Bayanların yaşı sorulmaz diyerekten izninizle o konuyu pas geçiyorum.(laf aramızda otuzuna merdiven dayamış ve bekarmış)
Aramıza hoşgeldin Anka...

Hımm, bu arada belirteyim anka kardeşimiz bana bi dünya fotoğrafını gönderdi...
Ama ben paylaşma konusunda tereddüt içindeyim.
Neden derseniz, dermisiniz? dersiniz...
Çok güzel bir kız, o yüzden Anka'yı kendime saklıyorum.(fotoğraflarını)
Evet bencilim, paylaşmıyorum ne olacak?..

MAVİLİGÜNLER


Dostlar,
Gökyüzünün rengi ne olursa olsun,
BBO Adasında, BBO FM 95.5 te
Gökyüzü hep m a v i olsun...

mavi sevgi
mavi huzur
mavi mutluluktur...
mavi düşler yeşertir umutları
mavi derinlikler yüceltir insanı
mavi gökyüzü kanatlandırır insanı
mavi hayattır ve hayat masmavidir...

13 Nisan 2009 Pazartesi

Gözlerin Gök-yüzünde Bir Dolunay


Diyelim
ki sessiz gecede poyraz...

Sis çökmüş o heybetli dağlara;
yurdun
da kar altında, gözlerin gök-
yüzünde bir dolunay...

Diyelim ki sınamışsın uzaklığın ihanetini.
Seslere çarpmış sesin,
ama ulaşmamış hiçbir yere nefesin...

Diyelim ki şarabın dökülmüş, suların kesik,
bu hayat seni bir oyuncak sanıyor.

Diyelim ki sana çıldırmak yasak, sana ağlamak
yasak, yarın yasak, düş yasak.
Diyelim ki üşüyorsun kısacık bir ömrün sığınağında;
bir çay bile ısmarlamıyor hayat!

Diyelim ki lekesiz hiçbir şey kalmamış artık;
sis çökmüş güvendiğin dağlara...

Kederli bir süvari ol,
Orda, sen orda!
Bıkma atını mahmuzlamaktan,
bıkma bu puştlar panayırında
berrak nehirler aramaktan...

Yaslı bir kışa rehin düşse de günler,
kalbindeki tomurcuğu bahara büyüt;
o tomurcuk düşlerinin yağmuruyla ıslansın.

Çünkü her insan bir limandır başucunda tekneler;
çünkü herkesin hüznü kocaman, aşkları dalgın...
Kimi kanıyor şahdamarından,
kimi bozgununda yetim dervişan,
kimi aşklarıyla, düşleriyle perişan...

Yamalı yerlerinden kanıyor hayat,
tutunduğun günlerinden soluyor hayat.
Bu yüzden salıver düşlerini kendi uğruna yansın,
salıver düşlerini ateşlere abansın!

Tutunduğun günlerinden solarken hayat,
bıkma atını mahmuzlamaktan;
bıkma sendeki insan için,
derin uçurumlar arşınlamaktan...

Yaslı bir kışa rehin düşse de günler,
bir gün rüzgâr esecektir suların serinliğinden;
bir gün kırlangıçlar geçecektir göğün genişliğinden.

Yaslı bir kışa rehin düşse de günler,
kalbindeki tomurcuğu bahara büyüt,
o tomurcuk düşlerinin yağmuruyla ıslansın;
çünkü senin de bir ütopyan varsa,
i n s a n s ı n...

YILMAZ ODABAŞI

12 Nisan 2009 Pazar

Bir Yaprak Daha


artık inanmıyorum
inanmıyorum fallara
ne olur
bir yaprak daha ekleyin
papatyalara...

Beni Unutma


Bir gün daha yaşandı ve bitti
Küçük sevinçleri ve küçük kederleriyle
Herhangi bir gündü çok önemli değildi
Seni düşündüğüm birkaç andan başka

Bilirim herkes payına düşeni yaşar
Ve her yeni günde değişir hep birşeyler
Sen de kendi payından bir hatıra seç ne olur
O ben olayım beni unutma

Beni unutma, unutma, beni unutma
Bilirsin unutulmak dokunurya her insana
Sen de kendi payından bir hatıra seç
Ve o ben olayım unutma, beni unutma

Beni unutma, unutma, beni unutma
Bilirsin unutulmak dokunurya her insana
Sen de kendi payından bir hatıra seç
Ve o ben olayım unutma, beni unutma

Bilir misin seni gerçekten sevdim
Sevdiğim daha birçok şeyin arasında
Bir tek seni seçtim hatıralar arasında
Sebep diye bir küçük mutluluk

Beni unutma, unutma, beni unutma
Bilirsin unutulmak dokunurya her insana
Sen de kendi payından bir hatıra seç
Ve o ben olayım unutma, beni unutma

Beni unutma, unutma, beni unutma
Bilirsin unutulmak dokunurya her insana
Sen de kendi payından bir hatıra seç
Ve o ben olayım unutma, beni unutma

Beni unutma, unutma, beni unutma
Bilirsin unutulmak dokunurya her insana
Sen de kendi payından bir hatıra seç
Ve o ben olayım unutma, beni unutma

Beni unutma, unutma, beni unutma


Sezen Aksu

http://www.youtube.com/watch?v=qsvqyneRWMk

Beni Unutma


Ne konuşuyor bu insanlar
Ne kadar uzak kelimeler anlamdan
Aynama bir yabancı sızmış
Bakıyor bana uzaktan.
Sensizlikten kalan en acı gerçeğim, hiçliğim
Ucuz basit ve sıradan.
Pazara çıkmış gibi sanki ipliğim...
Hayat beni unutsa da sen unutma
Adımı unutacak kadar kaybettim kendimi
Olsun
Beni unutma... beni unutma
Bir uçurumun en ucundayım
O kadar yokum ki görmüyorlar
Kalbim, susmuşlar yeri.
Kuşlar korkup kaçmıyorlar...

Söz - Müzik: Feridun Düzağaç

http://www.youtube.com/watch?v=zwTBiwqb3Hk

Beni Unutma


Bir gün gelir de unuturmuş insan
En sevdiği hatıraları bile
Bari sen her gece yorgun sesiyle
Saat on ikiyi vurduğu zaman
Beni unutma
Çünkü ben her gece o saatlerde
Seni yaşar ve seni düşünürüm
Hayal içinde perişan yürürüm
Sen de karanlığın sustuğu yerde
Beni unutma
O saatlerde serpilir gülüşün
Bir avuç su gibi içime, ey yar
Senin de başında o çılgın rüzgar
Deli deli esiverirse bir gün
Beni unutma
Ben ayağımda çarık, elimde asa
Senin için şu yollara düşmüşüm
Senelerce sonra sana dönüşüm
Bir mahşer gününe de rastlasa
Beni unutma
Hala duruyorsa yeşil elbisen
Onu bir gün benim için giy
Saksıdaki pembe karanfilde çiğ
Ve bahçende yorgun bir kuş görürsen
Beni unutma
Büyük acılara tutuştuğum gün
Çok uzaklarda da olsan yine gel
Bu ölürcesine sevdiğine gel
Ne olur Tanrıya kavuştuğum gün
Beni unutma..

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

http://www.youtube.com/watch?v=0kZeMk3Hb5E

11 Nisan 2009 Cumartesi

Sevgili-m Günlük


Merhaba sevgili günlük, aylar sonra yine yeniden sayfalarını karalıyorum.
Neden karalıyorum...
Ne bileyim karalıyorum işte.
Bu yıl sezon hiç başlamayacak gibi duruyor. Çevrede kimsenin yüzü gülmüyor.
Gülmeyi unutan insanlar ülkesi olduk.
İnsanlara umut, mutluluk, huzur veren şeyler o kadar az ki, ne asık suratlara ne de
Recep İvedik'in bu kadar popüler olmasına şaşmamak gerek.
Neyse ukalalık yapmayayım fazla, o zaman ne yapayım?
"Katip arzuhalim yaz yare böyle"
Eskiden arzuhalcilik diye bir meslek vardı. Halen var mı acaba? Bilemiyorum.
Adliyelerin kapısında, önlerinde küçük bir masa, üstünde bir daktilo, masanın ardında bir iskemle, iskemlede oturan zayıf yaşlıca bir tip...
İşte arzuhalci...
Adliyede dava mı açılacak, nüfus cüzdanı mı değişecek, pasaport mu çıkarılacak, velhasıl devlete işi düşen her vatandaşa, ücret karşılığı aracılık eden yol gösteren işlemleri başlatan kişilerdi arzuhalciler...
Azıcık aradım bir de fotoğraf buldum. Bu amca biraz şişman gerçi, benim hayalimdeki tip zayıfçaydı ama olsun...
Sevgili günlük, bundan sonra biraz daha sıkça beraber olacağız zannederim. Neden dersen, yaz geliyor, mesai uzamaya başladı daha şimdiden saat 21 i aşıyoruz bir hafta on güne kalmaz mesai 24 e kadar uzar. Bizde turizm esnafı olarak papazı buluruz...
Gerçi şimdiden bulduk gibi duruyor, bu sahte içkiden ölenler turizmin başını oldukça ağrıtacak gibi...
Ahanda ismim okundu, ben kaçarım. Yarın devam ederiz muhabbete...
İyi Akşamlaaar...